Ey kendi devinimlerini bizde gerçekleştiremeyen zaman!
An’da bıraktığımız tarih tekrar yaşanacak mıdır?
Dönülmezliğin ortasında ah sevgili
Yollarımız nereyedir
Gecenin güzelliğine aldanma
Uykunun kolları ağırdır
Taşıyamaz seni bende gerçekleşmeyecek gitmelere
Taşıyamaz bizi günahlarımızın kutsallığına
Bırak gidelim o zaman
Gidelim ki çınlasın kulakları acının
Ve başka zamanlar geri gelmesin ne olur
Sen geri gelme
Yola çıkan yine ben oldum işte
Ve yine ben yolumu şaşıracağım ilk
Demek Aşk uzak
Uzak içimdeki
Demek bizim hükmümüz bu kadar
Bütün bu yaşam hengamesinde
Bir fısıltı bile değiliz
Ben miyim o zaman, kabrini sürekli yanında taşıyan?
Mezarlıklar son durağıdır insanın, sadece ziyaret için uğranır.
Demek bana verilen bütün çiçekler hep bunun için.
Her gece sen başka dünyalara çekilince ben kendimi kanatacağım
Acının o büyülü kadını sürekli yaralarımı deşecektir çünkü
Çünkü sen sevgili
“Buzdan tabletler üzerine günahlarımı yazıp Güneşe göstereceksin”
Ama yine de uzaksın
Tenin, kokun Uzak
Uzak içimdeki.
Uçurumun kıyısında belirmiş çiçekler
Hep yalnızlığın gözlerine düşecekler
Öyleyse gitmeli
Kalmamalı diyorum yani sevgilinin yüzünün belirdiği yerlerde
Şimdi hangi terkedilmiş yaşamlara uğramalı diyorum
Yaşamın günahlarını da taşıyorsan, gidilecek yerin de yok demektir artık
Günahlar,benim Günahlarım, kanattığım hangi sayfalarda kendini bana gösterecekler.
Hem aşk diyorum madem ki bu kadar korkunçtur neden yaşanılır?
Aşk bir büyü değilse şayet sırrı nasıl çözülür?
Belki artık bir “ mevta“ bile değilim.
Anlamlı acılar
anlamsız yaşam arayışları
beliren uçurumlar
seçereler boyu yazılmış günahlar lanetli gerçekliğimizde bize gülümsüyorlar
Sen gittin çünkü ve ben Uzak’tayım
Uzak içimdeki.
