Kaybolan yılların ardına düşenler oldu, sahipsiz bir geçmiş belledik bizden önceki geleceği..
Meşe ağaçları sararınca, işte bu dedik ömrümüz.
İşte bu dedik hayat.
Ve işte bu dedik bütün geleceğimiz.
Olmadı.
Sararan içimizde kopup giden canhıraş yaşam beklentileriydi.
Dönülmeyen bir gelecekti.
Çünkü ağlayan bir toprak bıraktık ardımızda.
Ağlayan bir ana ve ağlayan bir baba
Ve belki de bir evlat
Duvağını açamadığımız sevgili
Eğilip öpemediğimiz mezar taşları
Ve şimdi dillense ne derdi Toprak?
Su ne derdi
Bir daha uçurumlarında kaybolamayacağımız Kayalar ne derdi
Ne derdi tarih, yön bulamadığımız gelecekte
Kaybolmak böyle bir şey olsa gerek
24 Haziran 2010
