Author: Gürhan Öztürk

Zera’ya Mektuplar – I –

“Doğru ve güzel olan bir şey için yaşamakla onu hemen yaşamayı istemek birbirinden çok farklıdır… yüzyıllar ötesini bile görüp onun için yaşama hedefini önüne koyacaksın. Ama onu bu an yaşamayacağını da bileceksin. Yoksa çok acı çekeceksin.” * Sevgili Zera, Yazmak, burada, hemen senin sıcaklığında gerçekleşiyor.Senin heyecanını da buraya , bu soğuk odama taşıyor.Bu çok güzel. Oysa dışarıda bahar var, her taraf, her şey Bahar’ın Şarkısını söylüyor insanlar dışında. Bütün doğa güzel bir uyanışta. Öyle canlı ve heyecanlı. Şimdi ülkemin kelebekleri en mutlu anlarını yaşıyorlardır. Yüreğin onlarınki kadar taze ve canlı. Hep arıyor ve hep hareketli. Yaşamın anlamı ne ki zaten, aramak ve hareket. Sen osun işte, olmalısın. Aramak ve Hareket. Yani Yaşam. Şimdi kendimi kalemin akışına bırakmak istiyorum.Ama biraz yorgunum sanki.Masamın üzerinde yukarıda yazdığım söz duruyordu. Hemen onunla başlamak istedim. Bu sözü daha önce sana yazdım sanırım, ama eksikti, yani ezberimde kalanı yazmıştım herhalde. Ama şimdi Söz’ ün tamamı burada işte. Mazlum bize ne diyor? Gerçekte bizim algıladıklarımız ne?Yaşadıklarımızla yaşamak istediklerimiz arasındaki bağı doğru kurabildik mi?Kurabildiysek, yaşadıklarımızı isimlendirebiliyor muyuz?İsimlendiremiyorsak bu ne biçim yaşam peki? Uzak …

Sayıklamalar-I-

Sorular ve cevaplar…Cevabını bildiğimiz şeyler yaşamımızı hangi yönde etkilediler? Ya cevabını bilmediğimiz yığınca soruya ne demeli? Ya da gerçekten cevabını bilmiyor muyuz? Hiç bir şey mutlak değil.Hiç bir şeyin cevabı da yok.Ama aynı zamanda hiç bir şey soru da değil.Her şey bildiğimiz ya da bilmediğimiz yaşam deneyimleriyle gerçekleşir. Ya da gerçekleşmez. Yaşam dinamiktir. Yaşamın kendisini izlemeyi öğrendiğin zaman, bütün soruların cevaplarını da öğreneceksin, ya da aslında her sorunun cevabının yine kendisinin olduğunu göreceksin; hiç bir şeyin cevabını öğrenemeyeceksin. Bir nehrin akışın izle örneğin. Toprağın hükmünü çözmeye çalış. Gecenin sesini dinle. Ekmek, ne kadar bizimledir?Ve gerçekleşmeyecekler neden bu kadar yakın? Ya da Uzak’ta ki her şey neden içimizde gerçekleşir.Örneğin ben neden buradayım, sen neden Uzak’sın? Sana yazılan tüm Yazılar kendime yazıldı. Bunu biliyorsun.Ama sen, yine de o Uzak Kent´te yitirilensin. Henüz uğramadığım o Uzak Kenttin birinde sen hep yaşayacaksın. Ve ben hiç bir zaman o Uzak Kente uğramayacağım.Kent kayıp, sen Uzak’sınUzak içimdeki. Bizim uğrayamadığımız dağ yollarında bir oluşum var. Hüküm orda başlar.Her oluşum bir hüküm taşır çünkü.Bizim uğramadığımız dağ yollarında bir oluşum var.Hüküm orada başlar.Her şeyin …

Hiva`ya Mektuplar

Hiva’ya Mektuplar I düşler terk eder de terk edilmez,bilirim ama bilerek düşlerimi terk ediyorum terk etmek ve terk edilmek hiç de önemli değil öğreniyorum ayrılık tek gerçek gerçek olmayan tek şey sensin(**) Düşlerden uzak bir diyar düşünüyorum şimdi İçinde senin olmadığın bir mekan arzuluyorum. Beni terk etmediğin zamanlarda seninle birlikte değildim Şimdi bütün düşlerimin tek tanığı sensin. Kalbinin çarpıntılarını hiçbir zaman duyamadığım o masal gecelerinde, bütün masallar bizleri terk etmişti, öyle çaresiz, öyle kimsesiz kalmıştık. Sonra kendimizden ve biri birimizden kopmuştuk. Ve bizler, bütün o anlamını bir türlü çözemediğimiz korkularımızın karmaşasında, bizim olmayan yaşamları yaşıyorduk. Çünkü bizler günahkârdık… Tanrının lanetlediği bir kavmin çocuklarıydık yola çıkmadan önce. Yola koyulduk. Düşlerimiz bizden çalınmıştı. Sonra bütün yolları düşsüz yürüdük. Bütün zamanları geri getirmek içindi bütün bunların anlamı. Sonra o dağ başlarında yeniden bir yürüyüş başladı. Ah o dağ çocukları, oğullarımız ve kızlarımız, o düşsüz ülkede düşlerimize iz sürdüler Ay yoktu, susuzdu toprak, su yoktu, hiç su yoktu ve açtılar; ayakları donan yoldaşlarına, yüreklerini merhem olarak sürenleri tanıdık uzun ve soluk soluğa geçilen o patikalarda. Sonra yürüyüşler çoğaldı. Ve …

Ağlamadık İşte

gurbetteli ersöz´e bütün mevsimler sonbaharsararan yapraklar değildik oysayaşam diye bellediğimiz ne varsaçekip gitti düşlerimizumutlarımız kararmadı işte bütün ayrılıklar hüzünlüturna sürüsü değildik oysaher gidiş yüreğimize ayrılıklar taşıdıysa daher kavuşma gidilmek içindisonra gidenlerimiz çoğalıncagözümüzde birikenler sağanağa dönüştüama ağlamadık işte 12 Ekim 1998

Evindar

zamanı aşkın gri yüzüne çarpmıştır evindarkapıyı çekmeden çekip gitmiştiröncesi var mıydı sahidennerede aşkın sorunsalını yüreğine kazıyan son? teypte hep aynı ezgitekrar tekrar tekrar“ölümler de gördük” demeyin sakınbu artık aşiretsiz bir köylü kızının tragedyasıdıro yürürken kentin ardından bakınartık rujlu sokaklarda anaforlaşan bir hayattır evindar teypte hep aynı ezgi “dayê delala minî”acı çekmek özgürlük değildir şairözgürlüğün bedelidir bizdegülün kendi dikeninde kanamasıdıryani ihanetin kendisidir diyorum uyanın sevgilileryaşamdan kopup gidenlerin ezgisidir çalınanhep aynı hep aynı ezgi “dayê delala minî”bir de aşiretsiz bir köylü kızının tragedyası ekim 1994 – Ankara